bebek arabası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek arabası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Kaldırımlar, Yollar, Engeller

Bu sabah Hürriyetin Cumartesi ekinde Banu Tuna nın yazısını okurken resmen ağladım. Yazının bir kısmını paylaşmak istedim.  

"Ebru o istasyona gelene kadar kim bilir ne çok engelle karşılaştı
Her gün kullandığım tren istasyonunun fotoğrafını görünce, haber ister istemez kişisel bir mesele oldu benim için. Bebeğini trene bindirmeye çalışırken raylara düşerek ölen Ebru’yu, sokaklar zaten oraya gelene kadar da hayli hırpalamış olmalıydı.
Haberi kimsenin atladığını sanmıyorum ama hatırlamakta fayda var: Ebru Güntekin, önceki hafta bebek arabasında taşıdığı 3 yaşındaki oğluyla İstanbul Feneryolu tren istasyonuna gitti. Banliyö treniyle Pendik yönüne gidecekti. Tren geldi, Ebru bebek arabasını vagona yerleştirdi ama tam kendisi binecekken kapılar kapandı ve tren hareket etti. Bebeğini kaybetme korkusuyla telaşa kapıldı. Trenle peronun arasındaki boşluktan raylara düştü. 20 metre sonra tren durduğunda artık onun için çok geçti.
SOKAKLAR 30 YAŞINDA ERKEK ATLETLER İÇİN
Hiçbir medeni şehirde, peronla tren arasında bir insanın düşeceği kadar boşluk olmaz. Bırakın bedeni, parmak sığacak kadar dahi olmaz. Ama bizde tüm şehir, herkesin 30 yaşında bir erkek atlet olduğu varsayımıyla tasarlanmış. Yeterince hızlı, yeterince güçlü, yeterince kıvrak, yeterince dikkatli değilseniz, refleksler de zayıfladıysa vay halinize. Evden çıkmasanız daha iyi.
Feneryolu tren istasyonunu hemen her gün kullanırım. O yüzden Ebru’nun bebeğiyle o perona çıkana kadar nerelerden geçtiğini, bebek arabasıyla nasıl zorluk çektiğini çok iyi biliyorum. Tekerlekli iskemlede olan ya da Ebru gibi bebekliler için yapılmış alt geçit rampalarının insana roller coaster macerası yaşatacak kadar dik olduğunu, kaldırım giriş çıkışlarındaki rampaların, önüne park eden araçlar yüzünden kullanılamaz hale geldiğini, bazı merdivenlerde rampa dahi olmadığını, sokaklarda karşıdan karşıya geçerken pek çok otomobilin bebek arabasına aldırmadığını, kaldırımlar bebek arabasına uygun olmadığı için sık sık yola inmek zorunda kalındığını... Kaç kadına, o tren istasyonunun merdivenlerinde bebek arabasını taşıyabilmesi için yardım ettiğimi hatırlamıyorum dahi.
Ebru’nun hikâyesini okuyup üzülmüş, annesiz kalan oğluna acımış ama kendinizi aynı kaderden çok uzak görmüş olabilirsiniz. Size tam tersini ispat edebilirim. "

İşte bu yazıdan sonra böyle bir kaderin herhangi bir anneden çok da uzak olmadığını gördüm. Bu nedenledir ki tek başıma bebeğimi alıp özgürce sokaklarda dolaşamıyorum. Başkentin ortasında lüks semt diye adlandırılan semtlerden birinde (Çukurambar) oturmama rağmen sokaklar  tek kelime ile rezalet. Bebek arabası ile kaldırımlara çıkmak mümkün değil, hadi çıktın yürümek mümkün değil, hadi yürüdün inmek mümkün değil. Karşıdan karşıya geçmek ışıklı bir kavşakta dahi son derece tehlikeli. Zaten geçişin sağlanabileceği bir yol yok yaya geçitinde değilsem yol ortasındaki refüjden  bebek arabasını  çıkarıp tekrar indirmek zorundayım. Caddeye çıkıp  yürümeye başladım diyelim ki bu da çok zor. O lüks restaurantlar, cafeler, bistrolar caddeyi parsellemiş durumda. Valelerin işgalindeki caddede sadece lüks arabalara yer var. Bebek arabaları ise onların altında kalmadan kenardan yandan ilerleyebiliyorsa ne ala. Ne işin var caddede bebek arabası ile ara sokaklardan yürü derseniz ki demeyin, ara sokaklar köpeklerle dolu! Köpekler ki ben onları çok severim ama başı boşsa ve özellikle açsa hele de bu semtte bir kaç kişiye saldırıp gazetelerin ikinci sayfalarına haber olacak kadar ünlenmişlerse maalesef onlardan korkmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Bir de yeni towers yapılıyor buralara yine süper lüks binalar bunlara malzeme taşıyan kamyonlar mı dersin iş makinaları mı hepsi yollarda ama benim bebek arabama yine yol yok. Bu kadar lüks kafe bina ıvır zıvır içinde lüks bir parkımız(!) var. Cadde üzerinde, Mado ile kapı komşusu üstelik adı da  Engelsiz Oyun Parkı biz bebek arabası ile o parka ulaşabilmek için bir yığın engelden geçiyoruz ama park engelsiz ona göre. Küçük bi ayrıntı içeri girebileceğiniz minik kapıyı bulabilirseniz ve parkın arka tarafındaki boş pazar yerinde bulunan köpekler yine sizi engellemez ise. Avmler ayrı engeller ile dolu asansörlere bebek arabası ile binmek için önce yüz metre koşusunu kazanmalısın. Çünkü biz araba ile büyük bir alan kaplamadan önce asansörü doldurmaya niyetli bir sürü insan var koşarak gelip sığışıveriyorlar bir köşeye ki siz içeri giremeyesiniz. Sonuçta haklılar bir bebek arabası yerine üç dört insan sıkışabilir. Ama bilmiyorlar ki bir bebek arabası o yürüyern merdivenler ile üst kata çıkamaz.
Bu arada yazının devamı da mutlaka okunmalı.
"HEPİMİZ ENGELLİYİZ
Pete Kercher çalışmanın başında kim olduklarını, katıldığımız atölyenin maksadını anlatmakla uzun uzadıya uğraşmadı. Sadece küçük bir ‘anket-deney’ yaptı diyelim.
Hepimizden ayağa kalkmamızı istedi. Sonra “Hayatının bir döneminde kolunu ya da bacağını kırmış olanlar otursun” dedi. İki kişi oturdu. Ardından sıra büyük anne ya da büyük babasıyla yürüyüşe veya alışverişe çıkanlara geldi. Gözlük takanlar oturdu, çocuğu olanlar oturdu... Sonunda ayakta kimse kalmadı. Anlaşıldı ki, orada bulunan herkes hayatının bir döneminde engelli olmak ne demek öğrenmişti aslında.
Kolunu bacağını kırmak neyse de, geriye kalan grupların engelli olmadığını söyleyebilirsiniz, haklı da olursunuz. Ama bir de şöyle bakın: Büyük anne ya da babanızla sokağa çıktınız. Baston kullanmıyor olsa dahi kaldırımların  yüksek olmaması, giriş çıkışında rampa olması gerekir. Yaşlılar yürüyen merdivende de sorun yaşar, asansör gerekebilir. Çocuğu olanlar, tıpkı Ebru gibi uzunca bir süre bebek arabası kullanır. Bunun zaten tekerlekli iskemledeki biriyle sokağa çıkmaktan farkı yok. Gözlük takanlar her yere gözlükle giremez, mesela duşa. Peki sıcak ve soğuk su işaretleri okunmayacak kadar küçükse ne olacak?"
 Ben engellilerin zor bir hayatı olduğunu bilirdim ama onlara asıl engelleri koyanların şehirleri yönetenler olduğunu  böyle anladım. Ben bu aralar engelliyim ve uzun bir süre de engelli kalıcam. Engelleyenler utansın!

Ebru annenin arkasından Allah rahmet eylesin demek kolay da üç yaşında,artık annesi olmayan anne kuzusu için ne söyleyebilirim  bilmiyorum.


12 Temmuz 2012 Perşembe

Quinny Zapp ve Maxsi Cossi Cabrio Fix


Biz tam bir gezgin aileyiz :) Bebek olmadan önce o Avm senin bu Avm benim gezerdik. Şimdi de hafta da iki gün babaanne bir gün anane hadi iki günde açık havaya çıkalım derken evin yolunu bulamıyoruz :) Daha Asya doğmadan önce bu araba işini halletmiştik biz. Maxi Cossi Cabrio Fix ana kucağını kendimize çok uygun bulmuştuk ve ona uygun, aynı iskeleti kullana, üzerine oturabilecek bebek arabası olarak Quinny Senzz modelini seçmiştik. Tabi  henüz bebek arabamızın koltuklu haline geçiş yapamadık. Ama ana kucağından çok memnunuz. Aynı zamanda oto koltuğu olarak kullanıp kemerle koltuğa bağlıyoruz. Belini dolduran bir parçası var. Kırkı çıkmadan biz dışarı çıktığımız için bu parça bizim çok işimize yaradı. Asya hiç eğilip bükülmeden güzelce yattı. Dördüncü ayı doldurduğumuzda bu parçayı çıkarttık. Arabamızın manevra kabiliyeti çok güzel tek elle her yere gidebiliyor. Tek elle açılabiliyor. Ama  tek elle kapanabiliyor diyemeyeceğim :) İkinci elden ufak bir destek istiyor. Ben bu arabayı araştırırken "sürüş için tutulan yer tek parça olduğu için poşet asılmıyor, sepeti küçük torba konulmuyor" şeklinde yorumlar okumuştum. O zaman demiştim ki: Pazar arabası değil bebek arabası bu torba da asmayın kardişim :) Ama iş arabayı kullanmaya gelince durum öyle olmadı. Normalde yakın sayılabilecek markete alışverişe bile otomobille giden biz, kendimizi bebeği arabasına atalım hem havva alsın hem de geze geze gidip gelelim derken bulduk . Şimdi geze geze gitme durumunda sıkıntı yok ama alışverişi yapıp dönerken elde poşetler ve bebek arabası işleri zorlaştırdı :) Demek ki sepeti önemliymiş, tek kollu olup olmaması da :) 
Bizim aldığımız renkler tam da bu renkler. Kırmızı ana kucağı ve morlu pembeli bebek arabası
Bunlar da gezme fotolarımızdan bir kaçı.
Burada bayağı küçüğüz pijamalarımızla arabamız takım olmuş :) Şu başının üzerinde görünen şey bel boşluğunu dolduran ek parça şimdilerde bunu kullanmıyoruz.

Üç ay beş günlükken :)
Çizgili pantolon ve tişörtümüz Kanz dan
Şapkamız Çakder çiçek şenliğinden :)
Ayakkabılarımız Nİke dan ama şimdi yoklar nerde unuttuk bilmiyorum :(


Tam takım mothercare bu güllü pijamalara bayılıyorum
Şarkımızda var oy güllü hele hele güllü :))



Hava soğuk olmalı sarıp sarmalamışız


Bu foto çok komik olmuş
Şort bu miniğe yakışmamış sanki
Şort ve içindeki body: LCW
Tişört mothercare
Şapka bebetto.


Bu da arabamızın uzaktan görünüşü tosbağa gibi :)