5 Ağustos 2012 Pazar

İlk Ateşli Gecemiz

Benim minik kuşum iki sabah önce uykusundan uyandı her zamanki gibi sabah gülücüklerini saçtı. Ve ben de kocaman öpücüklerle ona günaydın dedim ama sanki alnı biraz sıcaktı. Yataktan yeni kalktı hava sıcak vs. diye geçiştirdim ama termometre ile ateşini ölçmeyi de ihmal etmedim. Ateş normal sınırlarda çıkınca da dert etmedim.

Olanlar akşam oldu. Tüm gün mızıldayan kuzum akşam artık inlemeye doğru yol aldı. Tam da iftar vakti. Komşu camiden ezan sesi gelirken bizimkinin huysuzluğu zirve yaptı. Kucağıma almamla kusması da bir oldu. Doğduğundan beri iki üç ufak kusma durumumuz haricinde kusma nedir bilmeyen biz, resmen fışkıran kusmuğu görünce bayağı korktuk. Hemen ateşine baktık ki çoktan 38 in üzerine çıkmış 39 a doğru yol almakta. Aldım minnoşu hemen kafası hariç bir güzel ılık suya soktum. Sonra üzerine bodysini giydirdim. Oturdum koltuğumuza başladım emzirmeye. Maksat sıvı alsın ateşi düşsün. Bir yandan da Doğan'a talimat veriyorum şu bezleri ıslat getir diye. Bezleri koltuk altına,alnına, boynuna, diz kapakları arkasına koyup koyup değiştiriyorum. Yine talimatla bir koltuk altından bir kulaktan ateş ölçtürüyorum. Arkasından da kendim ölçüyorum ama ateş 38 in altını görmüyor. Saat 10 u geçiyor vakit ilerliyor, ateş düşmüyor hemen ilaca sarılmayalım diye düşünürken bir yandan da ya havale geçirirse diye korkuyorum. Yüksek ateş ne demek, ne kadar yükselince bu yüksek oluyor farkında değilim diye kendime çok kızıyorum. Bu kadar zamandan sonra Bilgin Beyi aramayı akıl ediyoruz. Aslında akıl etmekten ziyade çocuk bu ateşlenir sonra da düşer ateşi rahatlığımız son bulduğundan, yani tırstığımızdan arıyoruz. Bilgin Bey hemen talimatları veriyor kulaktan ateşi 37 üzerine çıkarsa ateş düşürücü verilebilir diyor. Sekiz saatte bir yarım ölçek Calpol eşliğinde gece boyu ateşi takip edilmek suretiyle uykusuz kalmamızı öneriyor.
Calpol sonrası ateşi düştü dünyalar güzeli kuzumun. Ama sanki ilaç saatini bilir gibi sekiz saatin sonuna doğru yeniden yükseldi. Tekrar ateş tekrar şurup tekrar ateş düşmesi şeklinde gün tamamladık.

Bugün daha iyiydi minnoş gezmeye avm ye bile gittik. Mızmızlandı gülmedi ama olsun ateşi yok ya çok şükür. O minik kuşu öyle bitkin, halsiz, çaresiz görmek çok fena. İşin bir de şu yanı var ne oldu bu çocuğa diye kendini suçlayıp duruyorsun. Hava sıcaktı camları açtık cereyanda kaldı, terledi de değiştirmedik mi, kabak vermiştim ondan mı oldu, diş mi çıkarıyor acaba (ki bu en güzel sebep olurdu ama diş falan yok ortada) gibi bi sürü soru soruyor insan kendine. Bu arada bir de idrar yolları enfeksiyonu teşhisimiz var ki bu bir hafta öncesinin haberi yani ateş önce olması gerekirken soncu mu acaba diye de düşünmedik değil.  Benim güzel kuşum iyileşsin de sebeplerin önemi yok.

Allah tüm bebeklere sağlıklı ömür versin, annecikleri hiç üzmesin...


Minik kuşun mutsuz, hasta fotosu olmasın istedim.
Huzurla uyusun, sağlıkla büyüsün, hep gülsün bu güzel keltoş :))



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder