14 Ekim 2012 Pazar

8. Ayımızı Doldurduk

Dün itibari ile sekizinci ayını da doldurdu Elif Asya. Daha dün nasıl doğum yapacağımı düşünüyordum şimdi Asya yerinde durmuyor. Zaman şaşkınlık verici bir hızla ilerliyor. Yedinci ay gelişim yazımız tatildi eve dönüştü derken kaynadı gitti. Ama yedinci ay için en belirgin özellik Asya desteksiz oturmaya başladı. Hem de ben onu neredeyse hiç oturtmamışken :) Oturtmazsan öğrenemez diyen büyüklere inat gelişim zamanı geldiğinde oldu ve bitti. Ve Altı ay on günlükken el sallamaya başladı Asya. Bu durum beni çok şaşırttı. El sallama çalışmaları uzun uzadayı yapılır sanıyordum önce baş baş diyerek elimizi kafamıza götürüp sonra bu durumu kapı çıkışı ile bağlandırırız diye düşünmüştüm ama durum hiç de öyle olmadı. Her akşam bahçemizde bulunan parka inerken evdekilere el sallıyorduk bir de baktık ki Asya'da sallıyor. Bayılıyorum o el sallama hallerine. Yedinci ay özeti bu iki durumdur başka da bişeycikler yok :)

Gelelim sekizinci aya bizim kız daha geçen ay desteksiz oturmaya başlamışken şimdilerde yattığı yerden kalkıp oturur pozisyona gelebiliyor. Bu durum en çok bez değiştirmeyi zorlaştırdı. Zaten dönerek bez değiştirmeye alışmıştım ki şimdi ben yatırıyorum o kalkıyor :) Hacı yatmaz oldu bizim kız.

Ve tutunarak ayağa kalkıyor minik kuş maşallah maşallah. Sanki bu zamanlar hiç gelmeyecek gibiydi ama geldi işte ne güzel. Asya yatağının kenarlarına tutunup kalkıyor, koltuklara tutunuyor, tv ünitesine tutunuyor hepsi için ayrı ayrı şaşkınlıklardayım :) Tutunduğu yetmezmiş gibi bir elini de kaldırıp deneme yapıyor minnoş. Düşecek diye korksam da hiç karışmıyorum bu hallerine, düşe kalka öğrenecek bu işi.

Bir de kapıları örtmeyi öğrendi yaramaz kızım. Ben odadan çıkınca arkamdan emekleyerek gelirdi minik kuş geçen gün bir baktım gelmiyor var bu işte bir gariplik dedim döndüm ki kapıyı kapatmış Asya ve arkasında kalmış açamıyor da bas bas bağırırıp durdu :) Ufak bi operasyonla kurtardım Asya'yı :)

Şimdilerde her şeye el çırpıyor Asya :) Özellikle gece uyutmaya çalışırken el çırpıyor. Uyuyabiliyorum aferin bana diyip kendini mi alkışlıyor acaba :) El çırpmaktan uykuya dalma süresi uzuyor minnoşun .

Asya'ya bir dünya kitap aldım. Önce yalayıp yuttu tadına baktı şimdilerde sayfa çevirebiliyor. Ve sayfalardaki farklı dokulu yerleri öğrendi hemen elleri oralara gidiyor.

Hala dişimiz yok :) Ama üç tel saçımız beş tele ulaştı :)

Gezmeci hatun bu iki ay boyunca nerdeyse her gün dışardaydı. Kış gelmeden, eve kapanmadan sokakların  tadını çıkarttık. Birazdan yine gezmelere gidicez önce Kuğulu Park gezmesine sonra dedemize.




İlk kez hamağa bindi sallandı Asya.
Bi de poz vermeyi öğrendi ki objektife nasıl bakmış şekil 2a :))

 

Hem ayakta dururuyorum hem de elimi bırakabiliyorum pozu bu :))
 
Ayakta durma denemeleri bir ki bi ki :))
 
                                      Dondurmayı çok seviyor Asya dalmış resmen :))


                                        Yürüyüş yapan annesine eşlik edermiş Asya kuzu
           Elimde görmüş olduğunuz ayıcık Asya'nın uyku arkadaşı olup hiç bir işe yaramamaktadır:)

       Bir ayak arkada bir ayak önde bu şekilde takla bile atabilir bu kız benim diyen yogilere taş çıkarır hatta :)) Giydiği elbiselerin aksesuarlarıyla cebelleşip duruyor bu minnoş :))

5 Ekim 2012 Cuma

Swimtrainer Red

Tatil maceralarımız bitti ama izleri bi kaç yayın daha sürecek :)) Yaz bitti kabul ama seneye gidecekler için bir öneri olarak hemen bu yüzme simidinden bahsetmek istedim. Asya'ya şişme kolluk ya da simit almak istedik ama sezon kapandığı için pek de çeşit bulamadık. Herkesin fikri üzerinde tentesi olanlardan almamızdan yanaydı. Ama biz onları zaten bulamadık ve gezerken swimtrainerı gördük. Pek beğendik çok beğendik hemencecik alıverdik. Kırmızı rengi bizim kilo durumumuz için uygun olanıydı. Kırmızı, turuncu ve sarı olmak üzere üç boyu var. 

 

Biz ürünü aldık ve tabiki gözle kontrol ettik yani şişirmedik. Havuza girecekken şişirdik ve alttaki bir bölmesi yırtık çıktı iyi mi? Tabi klasik burası Türkiye olur burda böyle şeyler serzenişi ve kabullenişi ile o halinde simidi kullanmaya çalıştık. Dönüşte de hiçbir değiştirme talebimiz olmadı nasıl olsa siz patlatmışsınız ya da yırtmışsınızdır söylemi ya da bakışı ile karşı karşıya kalmayı göze alamadık. Neyse bu haliyle bile işe yaradı. Kucakta hareket alanı daha geniş olduğu için Asya kucağı tercih etti. Ben iki kolundan tutup bol bol suda dans yaptırdım Asya'ya. Ama zaman zaman simitle yüzme çalışmaları da yaptı. Patlağına rağmen çok iyi bir simit olduğunu söyleyebilirim. Bir kere bebiş simit içinde dik durmuyor. Yani kolunu kaldırsa kayıp havuzun dibini mi boylar korkusu yok. Simidi öyle bir yapmışlar ki göbeğinin altına gelen ve şişen bir bölmesi var ki bizim patlak olan bölmemiz burasıydı (kesik kısmın üzerini bantlayarak kullandık tabiki de ). Bebek bölme üzerine yüzüstü yatar pozisyonda oluyor simit içerisinde yani klasik yüzme pozisyonunda. Ve ayaklarını hareket ettirdiğinde ileriye doğru gidebiliyor. Bizimki çabuk çözdü bu işi ama olları kısa kaldığı ve suya dokunamadığı için sinir oldu :) Seneye çok daha fazla işe yarayacağına eminim. Kısacası tavsiye ederim.
Nasıl da mutsuz oraya sıkışmış kuzucuk :)

Bu arada suda çıkmayan yara bandını da  tavsiye ediyorum. Biz ailecek plaj terliği mağduruyuz. Benim ayaklarım süslü terlikler yüzünden zarar görürken, Doğan'ın ayakları parmak arası terliklerden zarar görür hep. Bu sene ben naylon plaj ayakkabılarından aldım ve değişen hiç bir şey olmadı yine ayağıma vurdu :) Doğan ise Lacoste'dan düz dümdüz bir terlik aldı banyo terliği modeli ve o da vurdu :)) Bu yara bandı bu durumda bizim çok işimize yaradı. Yapıştırıyorsun bandı suya giriyorsun üzerinde bulunan şeffaf tabaka çıkıyor ve bant sanki ayakla bütünleşiyor. Aynı bant tüm gün suda olmama rağmen üç gün boyu ayağımda kaldı süper bişey bence. İşte bu bant ile yırtık kısmı çapraz bantladık bayağı iş gördü. İhtiyacı olana şiddetle tavsiye ederim :)






Tam bir öneri, tavsiye postu olmuşken Huggies Little Swimmers ı tavsiye etmemek olmaz. Biz s bedeninden iki paket alıp gittik tatile bu durumu abartmışız bir paketin yarısı ancak bitti :) Tabi havuzu fazla tercih etmediğimizden dolayı böyle oldu. Ama ben kesinlikle memnun kaldım gerçekten içine su almıyor. Bu benim için önemliydi çünkü Asya havuzdan mikrop kapar diye çok korkuyordum. Şükür böyle de bir sorun yaşamadan geldik.


Bu arada güneş kremi olarak Coppertone kullandık ve çok memnun kaldık.
İlgilenenlere duyurulur :)

Çocuk Dostu Otel Voyage Sorgun Vol:2

Tatil durumlarını iki postta toparlayıp bitireyim. Aklım yazda kalmasın Ankara'ya sonbahar çoktan geldi. Ayacıklarım hemen üşümeye başladı ben panduflarımı giydim Asya hatun da benimle birlikte bu duruma ortak oldu. Eee anne terlerse çocuk da terler anne üşürse çocuk da üşür :)
Neyse konuyu dağıtmadan tatil anılarımızı anlatmaya devam. Tatilimizin ikinci günü  güzel hatta güpgüzel, geniş hatta gepgeniş odamıza geçmemizle birlikte tatil başladı :))
Bol foto içeren süper bir tatil oldu. Buyrun fotolara :))



 Mini club ile başlayalım foto turumuza. Sanırım mini club bulundurmayan otel yok. Ama biz ilk kez çocukla tatile gittiğimiz için ilk defa mini club gördük durumumuz uzaylı gören masum köylü kıvamındaydı. Ne yapılır ki diye düşündük ama işe yaradı. Bu binanın üst katında bebişlerin uyuması için yataklar vardı iki kere Asya'yı burda uyutmaya çalıştım ve pek tabi uyumadı :) Ağaçların altında uyumayı tercih etti.

 Burda abiler ablalar boyama yapıyorlardı. Asya ilk kez sulu boya ile haşır neşir oldu tüm elini sulu boya yapınca hemen bir A4 e baskı aldım. Böylece minnoşun ilk sulu boya el baskısını elde etmiş olduk. Gelir gelmez çerçeveleyip uygun yere konuldu el izimiz.


 Bu köy kahvaltısından bir foto. Ben bayılıyorum köy kahvaltısına :) Zaten benim için kahvaltı demek sucuklu yumurta demek. Kızarmış ekmek üzerine sürülen tereyağı bal demek. Başka da bişey istemem diyeceğim ama yalan olacak masayı sildim süpürdüm. Niye tekil konuştuğuma gelince Doğan peynir, zeytin yemez. Ömründe hiç yememiş tadını bile bilmez. Onun için kahvaltı demek sadece çay içmekten ibaret.



Ve Elif Asya'nın kahvaltısı kuru kayısı, salatalık, çeçil peyniri :) her sabah, öğlen, akşam salatalık kemirdi bizim kız :)) Bir de bulduğumuz her türlü ekmeği kemirdi. Köy kahvaltısında bazlama vardı sanırım onu kemirip durmuştu. Bu köy kahvaltısı yapılan mekanın karşısında 3 yaş üzeri çocuklar için ufak bir lunapark vardı. Asya tek başına poposunun üzerinde yeni oturmaya başladığı için onlara bindirmeyi aklımızdan bile geçirmedik. Ama uygun yaştaki çocuklar için süper eğlence olabilir.



Asya yeşile doydu. Çimlerde yuvarlandı , emekledi, oturdu, kalktı, elledi koparttı. Yeşili hep sevsin...

 Asya önce ısınma hareketleri yaptı sonra denize girdi :) Deniz sefasında, babasının kollarında...

Kemirgen minnoş benim tostuma dadanmış durumda :) Aslında bebişler için 24 saat açık süt barı vardı. Ama biz hiç kullanmadık ve ana restaurantta yine çocuklara özel bir küçük bir bölüm vardı. Püreler, çorba, patates kızartması, sosis vs. Ben bi kaç kere püre aldım Asya ufak ufak tadına baktı. Bir de Alakart restaurantları çok güzeldi. Her gece birine gittik ve yemekler süperdi. Kebapsever sevdiceğime göre en iyisi Türk Restaurantıydı. Bana göre meksika ve italyan restaurant harikaydı. Rum tavernasından çok şey beklemiştik ama umduğumuz kadar iyi değildi. Çin lokantasını kategori dışı tutuyorum :) Kızarmış ördeği süperdi mesela ama çorba kötüydü :) Bu nedenle not veremeyeceğim :) 
Minnoşum havuz kenarı sefasında :) Otelde havuz çoktu -sanrım altı tane falan- biz çocuk havuzuna hiç girmedik. Asya için Relax pool denen havuzu kullandık en sakin havuz burasıydı. +16 havuz vardı. Doğanla bebeğimiz olmasaydı burada takılırdık ne güzel dedik. Ama havuzun kenarından geçerken gördük ki aslında havuz +66 :)) Ahahaha o kadar çok yaşlı vardı ki havuz kenarında olay hiç de öyle sevgili takılırız modunda değildi.

İşte son üç gün öğleden sonralarımızı geçirdiğimiz mekan burası. Denize karşı bembeyaz geniş koltuklarda hem biz uyuduk hem Asya uyudu. Süper keyifliydi. Asya'yı deniz manzarası karşısında emzirmek anlatılmaz yaşanır bir duyguydu. Elleri ayakları oynaya oynaya, sere serpe yata yata emdi durdu.




Manzaraya karşı keyif yaparak süt içen Asya kız pek hoşumuza gitti. Asya uyduktan sonra etrafına büyük yastıklarla korkuluk yaptık :) Asya tatil boyu hızla büyümeye devam etti. Bu kız ne zaman desteksiz oturmaya başladı hatırlamıyorum  tatil boyunca desteksiz oturdu ve bi yerlere tutunarak ayağa kalkma çalışmaları yaptı. Başarılı da oldu.

Asya tüm şebekliklerini etraftaki herkese gösterdi. Bir ara barın deskinin üzerine çıktı. Herkesi eğlendirdi konulan her bardağa emekleyerek cambaz gibi ilerledi. Bi sağa bir sola resmen koşturdu durdu. Biz gülmekten öldük bu hallerine . Şebek kızım pek bir sosyal olacak bu kısmı anlaşıldı. Her gün aynı şezlongları mesken edinmekten ötürü bir de yan komşumuz oldu. Sam bir Alman bebeğiydi Asya ile aynı aydaydı altta iki üstte bir dişi vardı.Bizde hala diş yok. Sam havuzu sevmedi ama denizi sevdi. Bir de maalesef ki güneşten yandı, isilik oldu. Ama memleketine bronz döndü :)


İşte bir tatil daha böyle geldi geçti, bitti gitti :))

4 Ekim 2012 Perşembe

Çocuk Dostu Otel Voyage Sorgun

Tatil maceramız uçak ile başlayıp otel ile devam etti denebilir. İlk günümüzü yollarda harcamış halde, bir an evvel odaya yerleşmek üzere kendimizi otele attık. Ben otele yerleşenlerdenim gidince valizleri boşaltır her şeyi ev düzenine getiririm. Nerede ne var arayıp bulmak, bavul karıştırmak bana göre değil. Bu nedenle tüm çekmeceleri, dolabı, tuvalet masasını, banyoyu, balkonu kullanıp otel odasını ev haline getirmeyi severim. Gel gör ki bu otelde bu işleri ilk gün yapma konusunda başarılı olamadım ama sebep otele geç girmemiz değildi. Özellikle belirterek ana binada bir oda istememize rağmen villa tipi evlerden verilmişti odamız. Dışarıdan görünümleri çok güzel, pek sevimli evlerdi bu evler hatta balkonlarından ağaç geçenleri bile vardı. Ama içleri pek küçük bir de park yatak gelince ortada yürüyecek alan kalmadı. Yerler halı kaplı değildi. Islak ıslak girdiğimiz oda nemden rutubetten geçilmez hale geldi. Banyosu çok küçüktü, bir küvet bile yok sadece duşa kabin var ve ben Asya ile zor sığıyorum oraya o derece küçük bir yerdi. Bebek arabamız olduğunu düşünerek bize giriş kat vermişler, bahçe ile orman ile ağaçlar ile ve börtü böcek ile iç içe olmayı sevenler için iyi bizim için kötü bir durumdu. Asyanın kıyafetlerinde bir iki karınca görmem ile oteli ayağa kaldırmam, resepsiyonu ve Ankara'yı arayıp Ets Turdan anında oda değişikliği talep etmem bir oldu. Ana binada boş oda olmadığı için bir gece kaldık bu odada, hemde göçebe hayatı valizlerimiz bile açmadan ve feci bir can sıkıntısı ile. Bir de gece Asya ateşlendi ki gözümü kırpıp da uyumadım. Ateşlenme sebebini ise anlayamadım. Hava değişikliği dedik geçtik, sadece ilk gece yükseldi ateşi sabaha kadar uyudu baygın vaziyette. Ben zaten uyumadığım için kucağıma alıp emzirdim durdum sıvı almış olsun bağışıklığı güçlensin mantığıyla. Sabah maşallah gayet dinç ve ateşi normal bir şekilde uyandı Asya kız. Yani güne güzel başladık. Ve hemen sonrasında resepsiyondan bir telefon oda değişikliğimiz yapılmış. Bir gün rötarla tatil başladı denilebilir. Bu ilk odada tatilimi sonlandırsaydım Voyage Sorgun çok kötü bir otel yazabilirdim. Ama aslında iyi bir otel olduğu ikinci posta kalsın.


Denizle ilk buluşmada bayağı tedirgin görünüyor bizim minnoş. Ama sonrasında çok da güzel alıştı. Bi yerlerden okumuştum denize sokarken bebeği çocuğu açık denize yüzünü çevirirseniz o büyüklük duygusuna karşı pek çabuk korkuyormuş. Algılayamıyormuş engin denizi, bitmez maviyi. Hem denizin mavisi bitse gökyüzünün mavisi başlıyor ufukta minicik çocuk ne anlasın çok doğru valla. Buna istinaden biz Asya'yı denizi göremeyeceği şekilde soktuk denize ilk seferinde. Sonrasında alışınca her türlü girdi zaten, suyu da sevmesi bizim için büyük artı oldu. Deniz ve havuz kısmında sorun  çıkmadı. Bi kaç aile ile bu bilgiyi paylaşım sahilde bir nevi kamu hizmeti ama şaşkınlıkla gördüm ki denize bakarken ağlayan çocuk sırtını döndüğünde sustu. Demek ki doğruymuş diye sevindim ben de :))
 


Bu fotoda görüldüğü üzere havuza çilek düşmüş :)) Bu çilekli mayo ile sadece bu fotolar var. Hemen çıkartıp haşemamızı giydik :)) Beyaz kuzuyu güneşten öyle bir koruduk öyle bir koruduk ki anlatamam. İlk üç yaş güneş ışınları tehlikeli imiş bebişler için. D vitamini için güneş ışınlarına ihtiyaç var kabul ama zaten kol ve bacakları açık tüm gün dışarıdaydı, doğal olarak oralardan almıştır d vitamini inşallah.
İlk günümüz hızlı bir havuz ve deniz turu ile sonlandı. Havuza fazla sokmamaya özen gösterdik. Sadece sabah kahvaltı sonrası havuz boşken havuz sefası yaptık. Öğleden sonrası ve akşam üstü deniz sefasındaydık. Havuzdan mikrop kapar mı idrar yolları enfeksiyonu olur mu diye korktum ama dönüşte kontrollerimiz vardı. İdrar temiz sorun yok şükür. Yoksa havuza soktuğuma pişman olabilirdim.
                                                     Haşemasını giydirirken pek asabiymiş Asya :))
                      
     Havuzdan çıkmış suya doymuş, oynamış ve çok yorulmuş benim güzel kızım...
 
 
 Deniz sefası sonrası kurulanma faslı :) o tavşan kulaklarını yesinler senin...

       İşte bahsettim villa tipi evler. Aslında ne de hoş görünüyorlar ama asla bize göre değiller :))
 
 

Ve yeni odamızın balkonunun manzarası süper değil mi?
Bu havuz Asyayı sabah erken saatte soktuğumuz havuz relax pool.
Gerçekten de böyle bir yerde relax olmaz da nerde relax olur insan.
Otel bir ormanın içine saklanmış vaziyette. O iki üç katlı evler ağaçların arasında değil ağaçların altında kalmış :) Bu nedenle börtü böcek çoktu ya.
Ama işin en güzel yanı bütün yolların gölge olmasıydı.Gezintileri gölgelik bir orman içinde yapmış olduk.
 Her yer doğal ağaç gölgesi olunca şemsiye arayalım gölge bulalım durumumuz hiç olmadı. Bu duruma çok sevindik tabi biz tatil sever ama güneş sevmez bir aileyiz :))
Diğer fotolar ikinci posta
Arkası yarın oldu bu :)


1 Ekim 2012 Pazartesi

Bebekle Uçak Seyahati

İşte bu başlık tatile gitmeden önce google da en çok arattığım şeydi herhalde :) Nasıl olacak diye pek bir korktum. Asya ağlar mı, sızlar mı, acaba çok korkar mı, bağırıp çağırıp uçağı başımıza geçirir mi diye az düşünmedim. Tamam mesafe kısa, Antalya sonuçta bi kalkıyorsun bi iniyorsun ama nasıl olacak dedim durdum. İşin özü şu ki fazlaca düşünmeye gerek yokmuş. Her yerde belirtildiği gibi ve benim de doktoruma danışıp öğrendiğim üzere iniş ve kalkış sırasında kabin içi basınç değişikliğinden etkilenmemesi için bebiş itina ile emzirilir olay bu kadar :) Emmezse su içirilir o da olmazsa ağzına yalancı meme tıkılır. Gerisi bebeğinizin o günkü durumundan ibaret. Uçuşla ilgili başka da sıkıntı yok.

Ama gelelim bizim uçuşumuza. Uçuşumuz sabah 10:30 uçuşu olup biz zaten bavullarımızı iki gün önceden hazırlayıp sabah yedide uyanmıştık buraya kadar sorun yok. Ben kalkıp bir güzel süslendim püslendim. Evden çıkarken giymek üzere babetlerim kapının önünde dururken ben onları es geçerek en topuklu terliklerimi giydim. Hem topuklu diyorum hem de terlik diyorum. Yazarken benim bile gözlerim pörtledi. Neden böyle bişey yaptım bilmiyorum. Aslında biliyorum aylardır babet giymekten sıkıldı bu bünye tatil demek babetler için de tatil demek hem nolcak ki en fazla üç- dört saat sonra havuzun kenarındayız bu kadarcık süre içinde ben bu terliklerle havalı havalı takılırım modundaydım. Bir de bavula sığdıramadığım daha doğrusu sığdırırsam ezilmesinden korktuğum devasa şapkamı kafama taktım tam oldu. Tin tin tini mini hanım modunda, herşey yolunda, çıktık yola. Saat sabahın yedisi uçuşa var üç buçuk saat. Dedemize uğrayacağız hem Asya'yı tatil öncesi son kez görsünler diye hem de arabamızı bırakacağız, ordan kuzen bizi havaalanına bırakacak. Hala sıkıntı yok. Eve çıkmıyoruz bile bahçedeyiz en son Doğan'nın elinde bir çay bardağı görüyorum aşkım geç kalıcaz diyorum, çayı içelim çıkarız diyor peki diyorum. Sonra biniyoruz arabaya düşüyoruz yola. Hava alanına girerken saatler 10 u 10 geçiyor. Check-in yaptırmamışız koşuyorum bankoya, saat 10:15 "check-in işlemleri kapandı hanfendi" diyor orada bulunan hatun kişi ve ben saniyeler içinde yalvarıyorum bebeğimiz var naparız buralarda şeklinde. Telefon ediyor bir yerlere, gözlerim parlıyor alacak bizi uçağa.  Kapatıyor telefonu "uçağın tüm yolcuları binmiş, uçuşa hazır, hem şu an sizi alsam bile valizlerinizi uçağa yetiştiremem" diyor. O an valizlerin yok olmasını diliyorum ki mümkün değil eşşek ölüsü şeklinde iki valizle kalakalıyoruz oracıkta. Sonra diyor ki bir sonraki uçuşta boş yer var hemen bilet alabilirsiniz. Hemen gidiyorum bilet gişelerine durumu anlatıp ceza ödeyerek yeni biletleri alıyorum. Geliyorum hemen check-in yaptırmak için hatun kişi diyor ki biletleri yarınki uçuşa almışsınız :) Nasıl ya ama bugün dedim. Hemen gidersem değiştirebilirmişim. Topuklu terliklerden bahsetmiştim değil mi o terliklerle bir uçtan bir uca gidip geliyorum gidip geliyorum :)) Kafamdaki kocaman şapkadan bahsetmiyorum bile onu Doğan'nın kafasında gördüm en son pek yakıştı :)  Bu arada Doğan ne yapıyor merak eden varsa söyleyeyim bebeğimizin güvenliğini sağlıyor. Tüm bebek kaçırıcıları ve organ mafyası hava alınında ya, bir an olsun  bırakmadı minnoşu bu nedenle tüm koşuşturma bana kaldı. Neyse 14:30 uçuşu için hazırız check-in yaptırmışız valizleri vermişiz saat olmuş 12:00 bizim ilk uçakdakiler çoktan inmişler Antalya'ya biz daha sürünelim buralarda modundayız. Asya'yı emzirip, bizde bişeyler atıştırdık sonra bebekle uçak seyahati aramalarım geliyor aklıma. Diyorum ki naçizane fikrim bebekle uçak seyahati yapacaksanız öncelikle sakın ola ki uçağı kaçırmayın :) Sonra topuklu terlik giymeyin hadi onu da giydiniz çapı sekiz metreyi bulan hiç bir yere sığmayan kocaman bir şapkayı kafanıza geçirmeyin :) Sonrası kolay  uçak kalkarken ve inerken bebeğinizi emzirin, emmezse su içirin daha da olmadı ağzına bir yalancı emzik verin olsun bitsin. İş ki siz uçağı kaçırıp oralarda sürünmeyin, ailenizin ağzına sakız olmayın :)

Neyse bunları da atlattık bindik uçağa yanımızda bir dede vardı ki ben diyim seksen sen de doksan yaşında, bizim kucağımızda ise bir minik Asya. Uçak o kadar minik ve o kadar doluydu ki anlatamam. Doğan'nın dizlerini ve benim topuklu terliklerimi uçak almadı neredeyse o kadar söyleyim. Buna rağmen o kadar çok bebiş vardı ki şaştım kaldım :) Ama insan hemen alışıyor olaya dönüşte resmen deneyimliydik bebekle uçuş konusunda. Uçağımızda çok rahattı. En güzeli uçağı da kaçırmadık.

Bu arada bebek arabasını ne yapacağız valizlerle birlikte mi veriliyor noluyor diyenler için gelsin. Bebek arabaları uçağın kapısında alınıyor. Bagaj verilirken bebek arabası için kocaman bir poşet veriliyor katlayıp arabayı koyuyorsunuz poşetin içine. Atıyorlar uçağa, burda mübağla yok gerçekten atıyor olmalılar çünkü ana kucağımızın köşesi kırılmış ve alt mekanizma açılıp kapanırken zorlanıyor. Bir tavsiye varsa baston pusetle gidilmeli böyle yolculuklar.

Bir tatili de böyle macera ile başlayıp sakince bitirmek suretiyle geçirdik darısı diğerlerinin başına.

Asya uçuşu beklerken :) Ağzında meme ile nadir fotolardan ne uyuyabildi ne gezebildi en çok yere inmek istedi çok sıkıldı. Ama Allahtan uçağa biner binmez uyudu.

Ve sonunda uçaktayız.

Kocaman şapkalı Doğan :) Şapkaya o kadar sinir oldum ki tatil boyu bi kere bile takmadım. Doğan atalım dedi atmaya da kıyamadım ama dönüşte bavula sokmak sureti ile cezalandırdım onu :)) Eve gelince yine kıyamayıp kalıba aldım içini doldurdum. Düz yerlerin üzerine kitap koydum :)

22 Eylül 2012 Cumartesi

Doğum Günü Partisi

Asya'nın ilk arkadaşlarından Duru'nun bir yaşını kutladık bugün. Katıldığımız bu ilk doğum günü partisi çok güzeldi. Duru'nun ananesinin evinin bahçesinde tüm sevdikleri ile kutlandı. Her yer tabiki pembe pembeydi. Birden Asya şubatta doğdu diye üzüldüm bahçede güneşli bir günde doğum günü kutlama yapamayacağız biz. Ama alternatif doğum günü partisi olarak Şubat ayı ortasında kar üstünde sucuk mangal partisi yapabiliriz :) Fena fikir değil bence :) Bu arada Asya kendi kendine arkadaş edinmeden önce bizim sayemizde bir sürü arkadaşı var. Neredeyse hepsi aynı yaşıtlar. Geçen sene ve bu sene içerisinde benimle birlikte on üç kişi doğum yaptık  bir arkadaşın da ikizi oldu  yani on üç  bebek :) Bu demektir ki Asya'nın şimdiden on iki tane arkadaşı var. Seviniyorum bu duruma bol bol arkadaşı olsun, dostluğun kıymetini bilsin minik kuş.

 Birinci yaş parti şapkamız ve üfürmeli oyuncak :) Ne ki bunun adı hani yeni yıla girerken herkesin ağzında olur ya düdük gibi üflersin de kağıt rulosu açılır ondan işte :) Bunlar minik davetlilerin hediyesi idi. Güneşten gözlerini açamayan minnoş da Ali Doğukan henüz 3,5 aylık ve ilk partisinde :)




                            Parti süsünden püsünden bir tek bunların fotoğrafını çekmişim :)


Daha yürüyemeyen minnoşlar için en güzel çözüm bırakacaksın bunları yere oynayacaklar işte böyle :) Tabi durum tam da böyle olmadı sol taraftan atağa geçen Ali Doruk gelip Asya'yı biraz tartakladı :) kafaya bi iki tane indirdi babaçi kızımızı kurtardı. Sonra soldan Asya atağa geçti Alp'in elinden arabasını alıp arkasını döndüğü gibi ilerledi. Sessiz  Alp ardından baka kaldı :)  En uslumuz Abi Ege idi. bu kısa oynaşmanın sonrası bağırış çığırış kiminin karnı acıktı kiminin uykusu geldi. Bir de balonları patlattılar ve korktular tam oldu :)


 
Sağ baştaki doğum günü prensesi Duru Hanım. Nice yaşlara Durucum.

21 Eylül 2012 Cuma

Evimize Geldik

Çook güzel bir tatilden döndük geldik Ankara'ya. Macera dolu başladı tatil serüveni, ben iki günde valizleri hazırlayıp sabah yedide her şey hazır kapı önündeydim ama nedendir bilinmez biz uçağı kaçırdık :) Otel odamız önce kötü sonra süperdi :) Uzun uzun anlatılacak hikayelerim var.
Tatilin en güzel yanı zaten suyu seven Asya denize de havuza da bayıldı.  Maşallah minnoşa oynadı durdu.
 
 

Havuzda oynayan Asya Kızın elleri ayakları hiç durmadı. Haşema gibi duran bu mayoyu decatlondan aldık ve çilekli mayomuzu sadece bir kez giydik o da fotoğraf çekip çıkarttık.
 
 
 
Şezlongda güneşlenen Minik Asya ama haşemadan güneş alamadı tabiki de :) Bizim kız çok beyaz o nedenle biz çok çok çok koruduk onu. Sonunda pişik, isilik, güneş yanığı yapmadan tatilden döndük ya bizden mutlusu yok. Dönüşte herkesin söylediği aaa bu  bebiş hiç yanmamış lafını iltifat kabul ettik. Onlar her ne kadar şaşkınlıkla ve bizi esefle kınayarak (!) söyleseler de :) 





Bu da havuzdan çıkmış, şaşal şişelerle duş almış ve sonrasında bornozuna sarılmış halde şebeklik yapan Asya. Duş suları çok soğuk olduğu için yanımıza aldığımız üç şişe şaşal bizim minnoşu yıkamaya yetti. Hem de güneş de bekleyip azıcık ılıyınca su o kadar güzel oldu ki Asya bir sürede bu şekilde dışarıda da su ile oynadı tam bir su kuşu oldu.
 
 
 Kum ve su ile buluşan minik ayaklar :)

10 Eylül 2012 Pazartesi

Çilek İsteyen?

Minnoş için tatil alışverişini hallettik şükür. Bir tek güneş kremi sorunumuz var ben Cappertone almaktan yanayım Doğan ise her şeyi Mustela'dan aldığımız için güneş kremini de Mustela almaktan yana. Hangisi daha iyi Cappartone mu Mustela mı? Bir bilen var tiz haber vere :) Yarın son olarak alınacaklar içinde güneş kremi.

Minnoşa süper bir mayo aldım Mothercareden bkz aşağıdaki foto çilek gibi oldu çok tatlı. Ama bununla havuza giremeyecek bu tam bir fotoluk mayo yani işin özü kendimizi mutlu etmek. Kolu ve bacağı uzun tek parça mayolardan buldum Decatlon'dan. Decatlon hiç uğradığım  bir yer değildi meğer ne cevherler varmış orda :) Uv korumalı şapka aldık yine uv korumalı mayo kumaşı ile aynı kumaştan uzun kollu bir tşört mayo daha aldık. Bir de deniz topu aldık minnoşa oynasın diye. Sanırım bu da bizi mutlu etmek için minicik bebeciğin ne işi olur topla :)

Ufak bir sorunumuz var Asya'ya öyle bir valiz hazırladık ki tüm dolabı koydum desem yeridir. Biraz abarttım galiba ama başka da yolu yok gibi göründü. Onu niye almadım bunu niye almadım diye düşünmektense hepsini aldım :) Minnoşun uçakta bagaj hakkı on kilo imiş. Ama biz kesin iki katına çıkartmışızdır o valizi bizimkilerden feragat edicez başka yolu yok.

Bavulda ne var ne yok sağ baştan sayıyorum.

*Bir paket bez (44 adet ama çantama da on tane atcam ya yetmezse:) )
*İki paket Huggies Little Swimmers
*İki paket ıslak pamuk
*Bir adet kışlık kalın polar battaniyemsi yorganımsı şey  :) Ne alaka dimi ama oteller klima etkisi ile çok soğuyor eylülde benim bile yorganla yatmışlığım var minnoş üşümesin nolur nolmaz :)
*İki penye battaniye
*İki mermerşahi kundak (ben tüm yaz bu ikisini kullandım, aslında başka bişeye gerek yok gibi )
* Bir yastık. Aslında Asya yastık kullanmıyor ama yatağında yastıklar duruyor birini attım valize yabancılık çekmesin oralarda.
*Bir çarşaf.
*Uyku arkadaşı ayıcık
*İki havlu, bir bornoz, bir küçük el havlusu
*Üç şapka + bir uv korumalı şapka
*Üç mayo
*Altı elbise (Sanki her akşam yemeğe inerken başka elbise giymek zorunda gibi)
*Dört uzun kollu ve nispeten kalın pijama
* İki yazlık pijama
*Üç  şortlu takım+ İki şort
*Üç kısa tulum
*İki pantolon
*Bir tayt
*Altı tane önlük
* İki penye bere, iki üçgen bağlanan başlık
*İki penye hırka
*Yaklaşık 15 alttan çıt çıtlı body
* On tane çorap
*İki ayakkabı (biri spor ayakkabı, biri sandalet)
*Bir manuel pompa, iki saklama kabı, bir biberon, yedek meme başlıkları, temizleme ıvır zıvırları, kaşık, falan filan koca kutu oldu :(


Yazdıkça abarttığımı anladım ama bişey çıkartmıycam sanırım. Hatta şu an anladım ki kolluk veya simit gibi bir şey yok valizde olmalı mı acaba?







Bir sağa bir sola bir de meraklı aynı dakika içinden üç foto :)
Mayo denemesi bir ki, bir ki


 
Tam bir lokmalık çilek olmuş bu kız :)
Çilek isteyen?

7 Eylül 2012 Cuma

Analı Kızlı Gezmece

İlk defa Asya ile kız kıza gezmeye gittik bugün. Benim gezmeci kızım evde çok sıkılıyor ve sadece bahçeye inmek kesmiyor artık onu, daha yeni yerler görme hevesinde. Epeydir yazın tadını çıkarıp park bahçe geziyorduk tabi babamızla beraber ya da teyzeler, anane ile birlikte. Bu sefer tek başıma aldım Asya'yı gittim Cepa'ya.

Takside uyudu minnoş inince de bir süre devam etti uyumaya. O uyurken ben de Nezih Kitabevini gezdim. Minik kuşa kitap aradım durdum ama anladım ki kitap için erken. Bizim zaten var olan yumuşak kitaplarımız bize bir süre daha yeter. Şu ilk kitabım, ilk kelimelerim vs kitaplarını sevmedim ben. Evde zaten orijinalini gösterebileceğim şeyleri neden kitaptan gösteriyorum anlamadım. Anladığımda alacam o kitaplardan :) Renkler ve şekiller için mantıklı geldi ama çok erken diye düşünüp yine almadım. Kendim kumaştan kitap yapmayı planlıyordum bu planı eyleme dökmek gerektiğine şiddetle karar verdim. Eeee bu kadar gezdim kitap almadan da olmaz diyerek Remzi Kitabevinin "Orada kim var, Miffy?" ve "Orada ne var, Miffy?" kitaplarını aldım. Bu kitaplar da Asya'nın ayı için uygun değil ama Asya renklerine bayıldı ağzına götürüp bir de tadına baktı bu kitapların bize uygun olduğuna kanaat getirdik biz de :) Asya kitaplara bayıldı hepsini eline almak için çıldırdı. Umarım kitap sevgisi hiç bitmez.

Tchibo, kırtasiye reyonu açmış bir de  Pearson yayınevinin kitaplarını getirmiş. Bayıldım kitaplara üç boyutlu deniz hayvanları ve kara hayvanları kitapları vardı. Asya çıldırdı üç boyutlu kitabı görünce anında ağzına götürüp yeme ihtimaline karşılık pek yaklaştırmadım uzaktan koklattım resmen çocuğa :) Aslında alsam, zamanı gelince eline versem diye düşündüm ama onun zamanına nerdeen baksan bi altı yedi sene var :) Çok uzun vadeli bir plan olurdu vazgeçtim. Bu ara her yer rengarenk kalemlerle dolu hemen ben de nasiplendim bi iki stabiloyu attım çantaya bir de Winny The Pooh baskılı notluk aldım. Asya'ya günlük notlar tutayım dedim. Defter kapları harika hepsinden birer tane almak geldi içimden. Bizim zamanımızda naylon kaplar vardı. İlkokulda öğretmenimiz defterleri kırmızı kitapları mavi kaplatırdı.Defter, kitap kaplama evde seramonik bir şekilde yapılırdı. Şimdi hazır kılıflar mı ararsın, zaten kaba ihtiyaç duymayan süper defterler mi, aklıma gelen gelmeyen her şey vardı Nezih'de.

Sonraki durağımız tabiki çocuk mağazaları oldu. İndirimler bitmiş yeni sezon gelmiş. Ben mayo baktım minnoşa. Doğum günü sürprizimiz belli oldu tatile gidiyoruz. Ben umudu kesmiştim yaz bitti nasıl olsa, Asya da çok küçük diye. Ama haftaya deniz, kum, güneş üçlemesine biz de eklenicez. Yupppii..

Neyse ben her yaz Rus turistlerin bebelerinde gördüğüm kolu bacağı uzun mayomsu şeylerden aradım Asya için. Yaz bitti ama haberler şöyle Mothercare'de yok bu uzun kollulardan ama süper mayolar var, bikiniler var minnoşlara. Birini gözüme kestirdim alacam ama güneşe onunla çıkması imkansız. Benim peynir kızım ıstakoz gibi kızarır tatilin de anlamı kalmaz Allah muhafaza. İmaginarium da var kısa kollu body ve şort şeklinde ama benim istediğim daha uzun diyip almadım. Joker'e baktım ki hiç ümidim yoktu ama en çok çeşit burda çıktı. Neredeyse istediğim uzunlukta bir model buldum ama en küçük 1 yaş için vardı. Bu durum muallakta kaldı. Bilen duyan gören varsa haber versin nerden bulunur bu mayoların en uzun kollusu en uzun bacaklısı :)

Avm'ye yalnız giden annenin en zorlandığı konuyu buldum paylaşmak isterim. Tuvalete gitmek. Evet daha önce yanımda hep biri vardı ve ben Asya'yı ona bırakıyordum. Ama durum bugün öyle olmadı. Bebek bakım odasına gittik Asya'yı bir güzel emzirdim sonra altını değiştirdim. Elimi yıkamak ve tuvalete gitmek geçti aklımdan. Sonra bu duruma düşmüş her annenin aklına gelmesi muhtemel fikir benim de aklıma geldi. Engelli tuvaletini kullandım Asya'yı kimseye emanet edemeyeceğim için tabiki içeri soktum. Şimdi burdan bu bebek bakım odasını tasarlayan arkadaşa seslenmek istiyorum. Büyük bir ihtimalle erkeksin, hadi kadınsan kesinlikle anne değilsin, hadi anne olduğunu varsayıyorum, kesin tek başına bebişinle avm gezisi yapmamışsın. Ben ihtiyaçları belirledim sen bunu dikkate al. Öncelikle bebek bakım odası içerisine bir tuvalet yapmalısın mümkünse kapısı olsun. Sanırım Natavega'daydı bebek bakım odası içinde klozet vardı yanında koltuk yanında alt değiştirme ünitesi çok şaşırmıştım ve klozetin yanında bebeğimi tabi ki emzirmemiştim. Yani o klozetin etrafını çevirip bir kapı koymak zor olmasa gerek. Hadi klozeti sığdıracak yeriniz yok en azından el yıkamak için bir lavabo rica ediyorum. Yani emzirme öncesi el yıkamak şart. Alt değiştirdikten sonra da yıkansa pek bi güzel olur bilmem anlatabildim mi :)

Neyse işin özü ben bu işi sevdim her hafta tekrarlarım bundan sonra. Akşama babiş geldi aldı bizi birlikte yemek yedik döndük eve. İki de şapka aldık minnoşa tatil alışverişinden sadece Asya nasipleniyormuş gibi geldi bana :) Ama bunun daha hafta sonu var çıkarırım ben acısını.

                                                     Bebek bakım odasında bir minik Asya

                                 Bu küçük kapı bize fazla küçük geldi arabamız sığmadı :)


                                  Masayı dağıtan Asya  mıhlamanın tadına baktı :) Çok da sevdi.


                                                     Ekmek ile dişlerini kaşıyor minnoş.


        Benim aradığım ve bulamadığım wetsuit işte budur. Bilen gören varsa haber vere.

İyi Ki Doğdum Laa Lala Laaaa

Dün benim doğum günümdü. İyi ki doğdum gördün mü bak yirmi beş oldum demek isterdim ama öyle değil yolun yarısına kaldı üç :) Bu Asya'lı ilk doğum günümdü üç gün iki gece kutlandı denilebilir.
 
Hayatımdaki en mutlu zamanlarım herhalde evli mutlu çocuklu tadında :)
 
Doğan pek kutlama seven bir tip değil önemli günler ve haftaları senede bir haftaya toplayalım hepsini bir arada kutlayalım gitsin şeklinde bakıyor olaya :) Anneler gününde gitmiş toplu hediye alımında bulunmuş o zamandan almış doğum günü hediyemi ama ben ertesi gün yakalayınca gizli kutuları ortaya çıkmıştı bu durum. Yeni hediye istemedim o hediyeleri yeniden vererek kutlamasını yaptı. Yeni görüyormuşum gibi açtım ama gerçekten yeni görmüş gibi mutlu oldum :) Sonuçta en güzel hediyem kızım yanımda neyleyim inci boncuğu durumundayım. Doğan'ın alıp geldiği çiçeğe bile fazlaca yüz vermedim. Ama benim sarı papatyam mı daha güzel yoksa çiçekler mi konulu fotolarını çekmeyi de ihmal etmedim :)
 
Bu gün kendime bir hediye verip kızımla baş başa  gezmeye gidiyorum. Şimdilik bi alış veriş merkezine gidip kızımla birlikte kitapçıları dolaşıp minnoşa uygun kitap almak istiyorum. Sonrasında birer kahve içeriz demek isterdim ama minnoş içemez malum, bana da yasak. Kahve süte geçer diye kendimi yasaklı görüyorum ama buna rağmen gazlı içeceklerden vazgeçemiyorum bu ne yaman çelişkidir bilmem : ) Bize  iyi gezmeler...





Keltoş kızımın saçları mı uzamış bana mı öyle geldi :)
 
Asya için her ay gelişim özellikleri yazıyorum ya kendim için de bu yaşın en büyük gelişim özelliğini eklemeden geçmek olmaz.
Anne olmayı öğrenmek :)
İyi ki doğdum iyi ki anne oldum :)